google-site-verification=hMQhXCvBUxguOQehvT2caBb7sxlBIwhNcQQW3YtBNzw
HYT, semptomatik değil, kökene yönelik bir terapi tekniğidir.

HYT kökene yönelik midir, yoksa semptomatik bir tedavi mi sağlar?

HYT uygulama modeli ve temel aldığı mekanizmalar bağlamında kökene yönelik bir terapi tekniğidir. Semptomatik tedavi, hipnoz mantığından ele alacak olursak direkt telkinlerle var olan sorunun giderilmesine yönelik yapılan işlemlerdir. Arka planı ve sorunun oluşumu üzerine her hangi bir çalışmayı içermez. Sorunun giderilmesini hedef alır. Böyle uygulandığı takdirde o vak’a sonraki zaman dilimlerinden birinde muhtemelen farklı bir sorunla tekrar geri dönecektir.

Oysa HYT, henüz anamnez aşamasından başlayarak işlemlemenin yeniden gerçekleştirilmesine kadarki her aşamada olaya ve danışana bağlı kalarak, olayın duygusal, bilişsel ve beden duyumsal bütün parametrelerini kullanmak koşuluyla, olası en erken ya da en kötü deneyimine ulaşmayı hedefler.

HYT’ de öncelik soruna ulaşmaktır.  HYT soruna şu değişle yaklaşır; “Erişemediğiniz travmayı tutamazsınız, tutamadığınızı işleyemez, işleyemediğinizi, değiştiremez, değiştiremediğinizi dönüştüremezsiniz. …Ve dönüştüremediğiniz travmalar, artık serseri mayın gibi bir ömür boyu sizinledir...” (Alan, 2018)

Ulaşılamayan sorunda, yani kökende bir değişim gerçekleştirilmediğinde bugün ki semptomlarla çalışmanın geçici olduğunu kabul eder. Bu yüzden üzerinde çalışılacak olan hedef konunun belirlenmesi aşamasında son derece hassas bir çalışma sürdürülerek olayı bütün parametreleriyle beraber ele alır. Her bireri üzerinde ayrıca çalışarak yeniden işlemleme yapar. Bunu yaparken de direkt telkinleri çoğu zaman (hemen hemen hiç) kullanmaz. Sokratik bir yaklaşımla danışanı doğru değerlendirmeye ve farkındalık kazandırmaya doğru yönlendirir. Ama bunu danışanın kendi bilgi ve yeni algılarıyla yapmayı hedefler. Herhangi bir öğretiyi dikte etmez. Kabulü noktasında zorlamaz. Danışan merkezli yaklaşımın bunu gerektirdiğine inanır.

İşlemlenmeden o anki haliyle, o şekilde kalmış olan olayı (Shapiro buna “Düğüm” diyor…) yeniden işleyerek egoya distonik halinden egoya uyumlu hale gelmesine katkıda bulunur.

Henüz protokolün oluşturulması aşamasında üzerinde çalışılacak olan hedef konu belirlenirken yine hipnotik bir yöntem olarak” Hipnotik Keşif” sürecini kullanır. Özellikle “duygu köprüsü tekniği” (Watkins, 2006) ile sağlanan regresyonda aynı ya da çok benzer duygusal süreçlerin yaşandığı bir yaşam anısına geri dönülerek, erişim sağlanır. Aynı kulvarda şekillenmiş olan duygusal, bilişsel ve beden duyumsal verilerin olası en erken yaşantısına ulaşmak temel hedeflerden biridir. Bu sürece Regresif HYT adı verilir. Danışanın seansa getirmekte çekinti yaşadığı travmatik süreçlere ulaşmak bu sayede daha mümkün hale gelir. Ana duyguya ulaşıldığında artık yapılan işlem bize gelen semptomdan çok daha derinde ve güçlü bir çalışmadır. Bu yüzden hipnotik yeniden işlemleme sadece semptoma yönelik değil, aksine onun getirdiği değerli bilgilerin ışığında ana yapıya ya da kökene yöneliktir.

Bu yüzden HYT sadece semptoma yönelik bir çalışma olmayıp kökene yönelik etkin, hızlı, kalıcı ve bütüncül bir yaklaşım olarak kabul edilebilir.

Hızlı sonuç vermesi kimi zaman sadece semptoma yönelik bir teknikmiş algısı yaratmaktadır. Oysa teknik bütün boyutlarıyla ele alındığında semptomları gidermenin yanı sıra o semptomlardan beslenen ve elde edilen bu bilgiler sayesinde etkin ve kalıcı sonuçlar veren bir teknik olduğu anlaşılacaktır.